Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
Anlaşılıyor ki, insanın asıl vazifesi öğrenerek yükselmektir. Öğreneceği şey, başta dünyaya niçin gönderildiğidir. İnsanın kendine şu soruları sorması var oluşunun gereğidir:
1-Nereden geldim?
2-Nereye gidiyorum?
3-Bu dünyada işim ne?
4-Bu işleri yapan kim?
Bir adı da hikmet olan felsefenin çıkışı da bu sorulara dayanmaktadır. İnsanlar tarih boyu kendilerinin diğer varlıklardan farklı olduğunu keşfederek bu farklılıklarının nedenini arayıp durmuşlardır. Ve insanın diğer varlıklardan en önemli farkı olan akıl ile insanı ve kâinatı anlamaya çalışmışlardır.
Bu sorulara en güzel cevabı tevhid dini olan İslâmiyet vermektedir. İslâmiyet bu sorulara şöyle cevap veriyor: 1-Ruhlar âleminden, anne karnından geçerek bu dünyaya geldin. 2-Ahiret âlemine dünyadaki amellerinin karşılığını görmek için gidiyorsun. 3-Dünyaya ilim, dua ve ibâdet vasıtasıyla tekemmül etmek için geldin. 4-Bu işleri yapan, insanı yaratan, dünyaya gönderip imtihana tabi tutan ve kabir vasıtasıyla seni huzuruna alacak olan Allah (C.C) dir.
Ey insanlar! Fâni, kısa, faidesiz ömrünüzü; bâki, uzun, faideli, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır, Bâki-i Hakikî'nin yoluna sarfediniz. Çünki Bâki'ye müteveccih olan şey, bekanın cilvesine mazhar olur. Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekaya âşıktır ve madem bu fâni ömrü, bâki ömre tebdil eden bir çare var ve manen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkündür. Elbette insaniyeti sukut etmemiş bir insan, o çareyi arayacak ve o imkânı bilfiile çevirmeye çalışacak ve tevfik-i hareket edecek. İşte o çare budur: Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. "Lillah, livechillah, lieclillah" rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.
Seni anlatmak isterdim ama olmadı! Kalem kağıt yetersiz kaldı, Sana olan sevgim o kadar büyüktü ki; Bunu kimse anlayamadı... Yolların hepsi ayırıyordu bizi, Seçme hakkın olsa ne olur, Severken seni bu kadar; Ayırıyor bizi bütün yollar!! O kadar sevdim ki seni; Ayrılmamak için, bırakma diye beni; Önümdeki yolları görmedim.. Olduğum yerde sabit kaldım, Asla gitmedim ileri.. İmkansız aşklar mı bu kadar büyük olur sevgili; Ulaşılmaz olduğun için mi.. Bu kadar sevdim seni?
Ey insanlar! Fâni, kısa, faidesiz ömrünüzü; bâki, uzun, faideli, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır, Bâki-i Hakikî'nin yoluna sarfediniz. Çünki Bâki'ye müteveccih olan şey, bekanın cilvesine mazhar olur. Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekaya âşıktır ve madem bu fâni ömrü, bâki ömre tebdil eden bir çare var ve manen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkündür. Elbette insaniyeti sukut etmemiş bir insan, o çareyi arayacak ve o imkânı bilfiile çevirmeye çalışacak ve tevfik-i hareket edecek. İşte o çare budur: Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. "Lillah, livechillah, lieclillah" rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.
Beni sevmek kolay değildir Dikenli tellerin arasından geçmek gibidir Bazen neşelenip, çoğu zaman üzülmektir
Beni sevmek; Bazen yaşamak, çoğu zaman da sevgiden ölmektir Çok ağlayıp, az gülmektir İçin yanarken bile tebessüm etmektir Çok söze niyet edip, az söz söylemektir Beni sevmek kolay değildir
Beni sevmek; En zor anında bile beni düşünmektir Yürümeyi bırakıp, koşabilmektir Sözünü bilmektir, özünden dönmemektir
Beni sevmek; Duygularını gizlemeyip, dürüstçe söylemektir Gurbet adına ne varsa her şeyi bilmektir Beni sevmek kolay değildir Senin küçük yüreğin kaldırmayabilir Bütün bunlara rağmen; Beni sevmek, imkansız da değildir...
Cüretkarlığımla sıyrılıyordum senden... Acılarla hüzünle ve sevgilerimle.. Ne sitemli nede hesaplı! Sanki içimde devasa bir şey hissi.. Eskiler aklıma geliyor, yaşadıklarım... Lakin hayatta (sen)sizim artık.
sevmek; senle iken yere daha sağlam basabilmekse eğer, sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi hissetmekse eğer, sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer, SENİ SEVİYORUM
sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle seni ısıtmaksa eğer, sevmek; sevdiğini çıglık çığlığa söylemekse eğer, SENİ SEVİYORUM
Karanlıkta kaldığında seni aydınlatan sonsuz ışığım Bir kuş gibi uçmak istediğinde çırptığın kanatların benim Daldığında suyun diplerine yediğin vurgunum .
BEN SENİ SEVDİMMİ
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim
Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük En solmayan güller açtı içimde Ömrümü değerli kılan bir şeydin Sen benim boz bulanık gençliğimde
Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben seni sevdim mi? Sevdim....
Ümit Yaşar Oğuzcan
Seni Sevdim Diye Sanma Kalbim Yetimdir... Ölürümde Yalvarmam Çünkü Aşkım Asaletimdir!...